İçindekiler

Boşanma Davası Açma Şartları Nelerdir? A’dan Z’ye Rehber

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma, evlilik birliğinin sona erdiği ciddi ve hukuki bir süreçtir. Sadece iki kişinin “boşanmak istiyoruz” demesiyle olmaz; mutlaka bir mahkeme kararı gerekir. Yani bu, resmi ve geçerli bir boşanma için olmazsa olmaz bir adımdır. Süreç boyunca bazı şartlar, kurallar ve prosedürler dikkatle takip edilmelidir.

Boşanma kararı almak kolay değil. Hele ki dava süreci başladığında, duygusal yükün yanında hukuki ayrıntılar da devreye giriyor. Bu nedenle adım adım neyle karşılaşacağınızı bilmek, süreci hem psikolojik hem de hukuki olarak daha sağlıklı yönetmenize yardımcı olur.

Bu rehberde, boşanma davası açmak için gereken şartlardan tutun da sürecin nasıl işlediğine, boşanmanın mali etkilerine ve sonrasında nelerin değişeceğine kadar her detaya değiniliyor. Amacımız, bu kararı vermiş ya da bu sürece girmiş olan kişilere açık ve sade bilgiler sunarak, hangi haklara sahip olduklarını ve neler yapabileceklerini net bir şekilde anlatmak.

Boşanma süreci sonrası huzur ve yeni başlangıçları simgeleyen gökkuşağı.

Eğer siz de boşanmayı düşünüyorsanız ya da böyle bir dava sürecine girdiyseniz, bu bilgiler size bir yol haritası olabilir. Her aşamada doğru adımlar atmak, hem zaman hem de emek açısından büyük fark yaratır. Haklarınızı bilmek, sizi korur; atacağınız adımları önceden planlamak ise süreci daha az yıpratıcı hâle getirir.

Boşanma davaları, çiftlerin nasıl ayrılmak istediğine ve aralarındaki anlaşmazlığın boyutuna göre ikiye ayrılır: anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma.

Anlaşmalı boşanma, her iki tarafın da evliliğin sona ermesi ve sonrasındaki tüm konularda (nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi) uzlaştığı durumdur. Türk Medeni Kanunu’na göre bu tür boşanma, evlilik birliğinin temelden sarsılması ilkesine dayanır. Örneğin, çiftler evliliğin yürümediğini kabullenmiş ve birlikte hazırladıkları protokolü mahkemeye sunmuşsa, süreç çok daha kısa sürer. Genelde birkaç duruşma içinde sonuçlanabilir.

Çekişmeli boşanma ise işler biraz daha karışıksa devreye girer. Taraflardan biri boşanmak istemeyebilir ya da boşanma sonrası konular (çocukların velayeti, mal paylaşımı, tazminat gibi) üzerinde uzlaşma sağlanamıyorsa, bu dava türü tercih edilir. Bu durumda boşanma talebi, kanunda yer alan belirli gerekçelere dayanmak zorundadır. Mahkeme, bu gerekçeleri ve sunulan delilleri değerlendirerek karar verir. Süreç genellikle daha uzun sürer ve her iki taraf için hem duygusal hem de maddi anlamda daha yıpratıcı olabilir.

Bu iki boşanma türü arasındaki fark, sadece yöntemi değil; davanın süresini, masraflarını ve zorluk derecesini de doğrudan etkiler. Bu yüzden ilk adımı atmadan önce hangi yolun sizin için daha uygun olduğunu düşünmeniz çok önemli. Karar verirken bir avukata danışmak, sürecin baştan doğru yönetilmesine büyük katkı sağlar.

Boşanma sonrası hayatın iki farklı yola ayrıldığını gösteren yol ayrımı.

BOŞANMA DAVASI AÇMA ŞARTLARI VE HUKUKİ SEBEPLER

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel boşanma sebepleri olmak üzere iki ana başlık altında düzenlemiştir. Bu sebepler, davanın hangi usulde ilerleyeceğini ve mahkemenin hangi delilleri esas alacağını belirler. Özel sebepler, nitelikleri gereği mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılır; mutlak sebeplerde eylemin varlığı boşanma için yeterli görülürken, nispi sebeplerde eylemin evliliği çekilmez hale getirdiğinin ayrıca ispatı gerekir.

Özel Boşanma Sebepleri (TMK Madde 161-165)

Özel boşanma sebepleri, kanunda açıkça sayılan ve belirli şartların varlığı halinde boşanma kararı verilmesine imkân tanıyan durumlardır.

Zina (Aldatma) Sebebiyle Boşanma (TMK m. 161)

Zina, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin karşı cinsten biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkide bulunması şeklinde tanımlanır. Bu eylemin hukuki boşanma sebebi sayılabilmesi için kusurlu olması gerekir; cebir, şiddet veya ayırt etme gücünü kaybetme (tecavüz gibi) durumlarında zinadan söz edilemez. Zina eyleminin tek bir defa gerçekleşmesi dahi boşanma davası açmak için yeterli bir sebeptir.

Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı, eylemin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler, hâkim tarafından kendiliğinden gözetilmesi gereken hak düşürücü sürelerdir. Davaya hakkı olan eşin, zina yapan eşi affetmesi durumunda dava açma hakkı ortadan kalkar.

Doğrudan cinsel ilişkinin ispatı zor olduğundan, Yargıtay kararlarında cinsel ilişkinin varlığına işaret eden “güçlü karineler” zina kapsamında değerlendirilmektedir. Bunlar arasında karşı cinsle yalnız olarak otel odasında veya aynı evde kalmak, evlilik dışı bir çocuğun varlığı, cinsel yolla bulaşan bir hastalığın ortaya çıkması veya müstehcen fotoğraflar sayılabilir (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.12.2014 tarih, 2014/26168 E. ve 2014/25672 K. sayılı kararı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarih, 2018/3397 E. ve 2019/2071 K. sayılı kararı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarih, 2017/4249 E. ve 2018/11761 K. sayılı kararı).

Burada kanun maddesinin lafzından ziyade, sadakat yükümlülüğünün ihlali gibi daha geniş bir kavram üzerinden düşünmek daha doğru olacaktır. Ayrıca, zina sebebiyle boşanma kararı verilmesi halinde hâkim, kusurlu eşin mal rejimindeki artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)

Bu madde, evlilik içinde eşlerden birinin diğerine karşı kasten ve bilerek gerçekleştirdiği fiilleri boşanma sebebi olarak düzenler. Bu fiillerin varlığı, evlilik birliğinin temelden sarsıldığının ayrıca ispatını gerektirmez ve davalı eş tam kusurlu sayılır (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.06.2019 tarih, 2017/2420 E. ve 2019/750 K. sayılı kararı)

  • Hayata Kast: Bir eşin diğerini öldürmeye teşebbüs etmesi, intihara teşvik etmesi veya ölüm tehlikesi varken seyirci kalmasıdır. Ancak, ne kadar ciddi boyutta olursa olsun hayati tehlike yaratılmış olsa bile ölüm tehditleri tek başına bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Pek Kötü Davranış: Diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıdır. Fiziksel acı vermek (dövmek, saçını kesmek), aç bırakmak veya normalin dışında cinsel ilişkiye zorlamak bu davranışlara örnek gösterilebilir.
  • Ağır Derecede Onur Kırıcı Davranış: Eşi küçük düşürmek ve onurunu zedelemek amacıyla yapılan, gündelik tartışmaların ötesinde davranışlardır.

Bu sebeplerle dava açma hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde kullanılmalıdır. Dava açma hakkı, affetme durumunda da düşer. Bu özel sebeplerle açılan davalarda davalı eşin tam kusurlu sayılması, nafaka ve tazminat talepleri açısından önemli avantajlar sağlar.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163)

Bu madde, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu durumun diğer eşle ortak yaşamı çekilmez hale getirmesi şartıyla boşanmaya imkân tanır. “Haysiyetsiz hayat sürme” kavramı, tek bir eylemle değil, süreklilik arz eden bir yaşam tarzı ile oluşur. Para karşılığı ilişki kurmak, kumarbazlık, ayyaşlık veya uyuşturucu bağımlılığı gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu boşanma sebebinin, zina veya hayata kast gibi mutlak sebeplerden farklı olarak çekilmezlik şartını da araması, mahkemenin somut olayı değerlendirmesini gerektirir. Örneğin, sürekli hale gelmiş alkol bağımlılığı hem bu maddeye hem de evlilik birliğinin sarsılmasına (TMK m. 166) dayanak oluşturabilir.

Terk Sebebiyle Boşanma (TMK m. 164)

Boşanma sebebi olarak terke dayanabilmek için kanunun belirlediği sıkı şartların bir arada bulunması zorunludur:

  • Eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi.
  • Terk eyleminin en az altı ay sürmesi.
  • Terk eden eşe, mahkeme veya noter aracılığıyla “eve dön” ihtarı gönderilmesi. İhtar, terkin dördüncü ayı dolmadan yapılamaz.
  • İhtarın tebliğinden itibaren iki ay içinde eşin eve dönmemesi.
  • İhtarın samimi olması ve zorla eve dönmeyi engelleme gibi durumların olmaması.

Yargıtay, özellikle ihtarnamenin samimiyetine büyük önem vermektedir (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.12.2020 tarih, 2020/3426 E. ve 2020/6373 K.). Ayrıyeten, eşini evden kovan veya gitmeye zorlayan bir eşin, daha sonra terk sebebiyle dava açamayacağı kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin, 15.06.2017 tarih, 2016/18628 E. ve 2017/7501 Karar).

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma (TMK m. 165)

Bu sebebe dayalı boşanma davası, eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak yaşamı çekilmez hale getirmesi ve hastalığın iyileşmesinin mümkün olmadığına dair resmî sağlık kurulu raporuyla ispatlanması halinde açılabilir (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2014 tarih, 2013/26018 E. ve 2014/9871 K.).

Genel Boşanma Sebepleri (TMK m. 166)

TMK m. 166, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve anlaşmalı boşanma gibi genel boşanma sebeplerini düzenler.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik)

Bu, uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebidir. Ortak hayatın, eşlerden beklenmeyecek derecede çekilmez hale gelmesi halinde boşanma kararı verilir. Kanun bu sebebi oluşturan eylemleri tek tek saymamıştır; bu nedenle tanık beyanları, sosyal medya mesajları gibi pek çok farklı olgu delil olarak kullanılabilir. Yargıtay kararlarında, evlilik birliğini sarsan ve boşanma sebebi olarak kabul edilen davranışlara sıkça rastlanmaktadır. Bunlar arasında;

  • Ekonomik şiddet (evin ihtiyaçlarını karşılamamak) (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2010/14335 Esas ve 2011/16356 Karar),
  • Fiziksel ve psikolojik şiddet (hakaret, aşağılama, umursamazlık, tehdit) (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/3156 Esas ve 20121/1209 Karar),
  • Alkol veya madde bağımlılığı (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.04.2021 tarih, 2021/1246 Esas ve 2021/3011 Karar),
  • Cinsel birlikteliğin sağlanamaması (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/23802 Esas ve 2016/14463 Karar) ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar (zina düzeyinde olmasa bile güven sarsıcı eylemler) (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.10.2012 tarih, 2012/17463 Esas ve 2012/25314 Karar; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.03.2013 tarih, 2012/22823 Esas ve 2013/8636 Karar) yer alır.

Bu dava türünde, sarsılma ilkesi ön planda olsa da, mahkemenin kusur tespiti kritik öneme sahiptir. Mesela, bir çiftin evliliği, artık bir arada kalamayacak kadar kötü bir duruma geldiğinde, buna “şiddetli geçimsizlik” denir. Normalde, mahkeme evliliğin bu kadar kötü bir duruma gelmesine (yani “sarsılmasına”) bakarak boşanma kararı verir. Ancak işin içinde bir de “kusur” durumu vardır. Yani, boşanmak isteyen taraf (davacı), evliliğin bu hale gelmesinde daha çok hatalıysa, diğer eş (davalı) “hayır, bu boşanmayı kabul etmiyorum çünkü bu duruma gelmesinin asıl sorumlusu kendisi” derse, mahkeme boşanma davasını reddedebilir.

Bu duruma bir hemen bir örnek verelim: Ayşe, sürekli kavga ettiği ve hakaretler savurduğu için eşi Ahmet’ten boşanmak istiyor. Mahkemeye başvurup “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle boşanma davası açıyor. Ancak Ahmet, mahkemeye “Evet, geçimsizliğimiz var ama bu kavgaların hepsini Ayşe başlattı, asıl sorumlu o” diyerek itiraz ediyor. Mahkeme de bu itirazı haklı bulursa, Ayşe’nin davasını reddedebilir. Bu durumda, evlilik ne kadar kötü olursa olsun, daha çok hatalı olan tarafın boşanma davası kabul edilmeyebilir.

Boşanma sürecinde tamamlanamayan bir yapboz, ilişkinin sonunu simgeler.

Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/3)

Anlaşmalı boşanma, evliliği en az bir yıl süren eşlerin, boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) üzerinde mutabık kalması ve bu anlaşmayı bir protokol ile mahkemeye sunmasıyla gerçekleşir. Anlaşmalı boşanma için zorunlu şartlar şunlardır:

  • Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması.
  • Eşlerin birlikte başvurması ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi.
  • Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe oluştuğuna kanaat getirmesi.
  • Tarafların hazırlayacağı anlaşmalı boşanma protokolünün hakim tarafından onaylanması.

Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların mal paylaşımı, nafaka, velayet gibi konulardaki tüm mutabakatlarını içeren yazılı bir belgedir. Bu protokoldeki bir eksiklik veya yasalara aykırı bir düzenleme, davanın reddine veya çekişmeli boşanmaya dönüşmesine neden olabilir. Bu nedenle, yüzeyde basit ve hızlı görünen bu süreç, hukuki hak kayıplarını önlemek için avukat desteğiyle hazırlanmış, titiz bir protokol gerektirmektedir.

Boşanma davası için gerekli hukuki belgeler ve yasal süreç.

Aşağıdaki tabloda, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma süreçleri arasındaki temel farklılıkları özetlenmiştir:

Özellikler Anlaşmalı Boşanma Çekişmeli Boşanma
Hukuki Dayanak TMK m. 166/3 TMK m. 161-166 (Özel ve Genel Sebepler)
Gerekli Şartlar 1 yıl evlilik, karşılıklı rıza, protokol Kanunda yer alan bir boşanma sebebi
Ortalama Süre Tek celse, 1-2 ayda kesinleşme 1-2 yıl veya daha uzun sürebilir
İspat Yükü Yok (protokol yeterli) Mevcut, iddiaların delillerle ispatı gerekir
Kusur İncelemesi Yok (taraflar arasında anlaşma esastır) Var (hâkim kusur oranlarını belirler)
Yetkili Mahkeme Herhangi bir Aile Mahkemesi Eşlerden birinin ikametgâhı veya son 6 ay birlikte oturulan yer mahkemesi

Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma (TMK m. 166/4)

Çekişmeli boşanma davasının reddedilmesinden sonra üç yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması halinde, eşlerden her biri fiili ayrılığa dayanarak boşanma davası açabilir. Bu durumda kusur incelemesi yapılmaz.

BOŞANMA DAVASI SÜRECİ VE USUL KURALLARI

Dava Sürecinin Adım Adım İşleyişi

Boşanma davası, belirli adımlarla ilerleyen karmaşık bir yargılama sürecidir. Bu adımların doğru bir şekilde atılması, hak kaybını önlemek açısından hayati önem taşır.

  • Hazırlık Aşaması: Boşanma davası açmaya karar veren eşin, öncelikle hangi boşanma türüne (anlaşmalı/çekişmeli) başvuracağına karar vermesi gerekir. Ardından, boşanma dilekçesi, kimlik fotokopisi, varsa vekâletname ve anlaşmalı boşanma protokolü gibi gerekli belgeler hazırlanır.
  • Yetkili ve Görevli Mahkeme: Boşanma davalarına bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Davanın yetkili mahkemesi ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya dava açılmadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma davalarında ise herhangi bir Aile Mahkemesi yetkilidir.
  • Dava Açma: Hazırlanan belgelerle adliyelerde bulunan tevzi bürosuna başvurulur ve gerekli harçlar ile gider avansları ödenerek dava açılır.
  • Çekişmeli Davada Yargılama Süreci: Dava açıldıktan sonra çekişmeli davalarda dilekçeler teatisi (dava dilekçesi ve cevap dilekçelerinin karşılıklı sunulması) süreci başlar. Bu aşamayı ön inceleme duruşması ve tahkikat aşamaları takip eder. Tahkikat aşamasında tarafların sunduğu deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve gerekirse bilirkişi incelemesi yapılır.

Boşanma Davasında Delil Toplama ve İspatın Önemi

Boşanma davasında, boşanma sebebini ileri süren taraf, iddialarını hukuka uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Hâkim, vicdanen kanaat getirmedikçe iddiaları ispatlanmış sayamaz. Boşanma davalarında kullanılabilecek yaygın delil türleri şunlardır:

  • Tanık Beyanları: Olaylara doğrudan tanıklık eden kişilerin ifadeleri mahkeme için önemli bir delildir.
  • Belge ve Senetler: Evlilik cüzdanı, banka kayıtları, borç senetleri ve ekonomik durumu gösteren belgeler delil olarak sunulabilir.
  • Dijital Deliller: WhatsApp, SMS, sosyal medya mesajları ve paylaşımları, hukuka uygun şekilde elde edilmesi koşuluyla delil olarak kullanılabilir.

Delil toplama sürecinde en kritik husus, delillerin hukuka uygun olmasıdır. Anayasa’nın 38. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189/2. maddesi, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin mahkemece dikkate alınamayacağını açıkça belirtir. Eşin haberi olmadan gizlice fotoğraf, video, ses veya konuşma kaydı almak hukuka aykırı delil teşkil eder (Bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.06.2024 tarih, 2023/7996 Esas, 2024/5004 Karar). Ancak, bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Özellikle aile ve kamu düzenini ilgilendiren durumlarda veya ispatın başka bir yolla mümkün olmadığı hallerde, gizlice elde edilen deliller değerlendirilebilmektedir.

Gizli ses, görüntü ya da video kayıtları her zaman delil olarak kullanılamaz. Ancak bazı özel durumlarda, bu kayıtlar mahkemede geçerli sayılabilir. Peki ne zaman? Kısaca şöyle diyebiliriz: Eğer ortada ani gelişen bir suç ya da haksız bir saldırı varsa ve o anda yetkililere ulaşma imkânınız yoksa, bu tür kayıtlar yasal delil olabilir.

Mesela bir boşanma davasını düşünün. Eşinizin sizi aldattığını o an tesadüfen görüyorsunuz ve bunu kayda alıyorsunuz. Bu durum, hukuka uygun sayılabilir. Çünkü olay anlık gelişmiş ve başka bir şekilde kanıt toplama şansınız olmamış. Ama işin içine planlama girerse durum değişir. Örneğin bir dedektif tutup sürekli izleme yaptırmak ya da karşı tarafı gizlice takip ederek ses veya video kaydetmek, özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Böyle bir kayıt, hem suç teşkil edebilir hem de mahkemede delil olarak kabul edilmez.

Unutmayın, bu tür kayıtlar yalnızca delil kaybını önlemek için alınmalı. Paylaşmak, yaymak ya da üçüncü kişilerle paylaşmak hem hukuki hem de cezai sonuçlara yol açabilir. Eğer böyle bir kayıt yapmayı düşünüyorsanız, önce hukuki danışmanlık almanız en sağlıklısı olur. Aksi halde, haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz.

 


Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği

Anlaşmalı boşanma dilekçesi, her iki tarafın da boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde tam bir mutabakata vardığı durumlarda hazırlanır. Bu dilekçe, eşlerin ortak iradesini mahkemeye sunmak ve süreci hızlandırmak amacıyla kullanılır. Dilekçeye ek olarak, tüm anlaşmaların detaylı olarak belirtildiği bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü eklenmesi zorunludur.

İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: [Adı Soyadı] – T.C. Kimlik No: [T.C. No] – Adres: [Adres]

DAVALI: [Adı Soyadı] – T.C. Kimlik No: [T.C. No] – Adres: [Adres]

KONU: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle anlaşmalı olarak boşanmamız ve boşanmanın fer’i sonuçları hakkında anlaşmalı boşanma protokolünün onaylanarak boşanmamıza karar verilmesi talepli dilekçedir.

AÇIKLAMALAR:

Sayın Hâkim,

Davalı ile [Evlilik Tarihi] tarihinde evlendik. Evliliğimizden [Çocuk Sayısı] adet müşterek çocuğumuz bulunmaktadır. Müşterek çocuklarımızın adları [Çocukların Adları] olup, doğum tarihleri [Çocukların Doğum Tarihleri] dir.

Evliliğimizin [Evlilik Yıl Sayısı] yıldır devam etmesine rağmen, aramızdaki fikir ayrılıkları ve geçimsizlik nedeniyle evlilik birliğimiz temelden sarsılmış ve ortak hayatı sürdürmemiz imkânsız hale gelmiştir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanma sebebi teşkil etmektedir.

Taraflar olarak, evliliğimizin sona ermesi gerektiği konusunda karşılıklı ve özgür irademizle anlaştık. Boşanmanın tüm sonuçları (müşterek çocukların velayeti, çocuklar için iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat ve mal paylaşımı) hakkında da aramızda tam bir mutabakat sağladık. Bu anlaşmamızı, işbu dilekçenin ekinde sunulan Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Sayın Mahkeme’nin onayına sunmaktayız.

Protokolümüzdeki anlaşma maddeleri şu şekildedir:

  • Velayet: [Anlaşma İçeriğinin Özeti]
  • İştirak Nafakası: [Anlaşma İçeriğinin Özeti]
  • Yoksulluk Nafakası: [Anlaşma İçeriğinin Özeti]
  • Tazminat: [Anlaşma İçeriğinin Özeti]
  • Mal Paylaşımı: [Anlaşma İçeriğinin Özeti]

Mahkeme huzurunda da bu beyanlarımızı teyit edeceğimizi ve protokoldeki şartlara uyacağımızı beyan ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: Türk Medeni Kanunu m. 166/3 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Nüfus kaydı, Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve her türlü yasal delil.

TALEP VE SONUÇ: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Sayın Mahkeme’den, ekte sunduğumuz anlaşmalı boşanma protokolümüzü inceleyerek ve her iki tarafı da dinleyerek, evlilik birliğimizin anlaşmalı olarak sona erdirilmesine, protokoldeki tüm hususların onaylanmasına ve boşanmamıza karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. [Tarih]

Davacı [Adı Soyadı] ve Davalı [Adı Soyadı]

[İmzalar]

 


Çekişmeli Boşanma Dilekçesi Örneği

Çekişmeli boşanma dilekçesi, eşlerden birinin kanunda sayılan bir boşanma sebebine dayanarak, diğer eşin kusurlu davranışları nedeniyle evliliğin sürdürülemez hale geldiğini iddia ettiği durumlarda hazırlanır. Bu dilekçe, boşanmanın yanı sıra nafaka, tazminat ve velayet gibi konularda da talepleri içerir.

İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: [Adı Soyadı] – T.C. Kimlik No: [T.C. No] – Adres: [Adres]

DAVALI: [Adı Soyadı] – T.C. Kimlik No: [T.C. No] – Adres: [Adres]

KONU: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması [Nedeni] nedeniyle tarafların boşanmasına, velayetin tarafıma verilmesine, taleplerine ilişkin dava dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR:

Sayın Hâkim,

Davalı ile [Evlilik Tarihi] tarihinde evlendik. Evliliğimizden [Çocuk Sayısı] adet müşterek çocuğumuz bulunmaktadır. Müşterek çocuklarımızın adları [Çocukların Adları] olup, doğum tarihleri [Çocukların Doğum Tarihleri] dir.

Evliliğimizin ilk zamanları mutlu bir şekilde devam etse de, zamanla davalının [Örnek: Fiziksel veya psikolojik şiddet uygulaması, ekonomik şiddet uygulaması, evin ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınması, evi terk etmesi ve ortak yaşama dönmemesi] şeklindeki kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliğimiz temelinden sarsılmıştır. Bu durum, ortak hayatı sürdürmeyi çekilmez hale getirmiştir. Davalının bu davranışları, Türk Medeni Kanunu’nun maddesince boşanma sebebi teşkil etmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: Türk Medeni Kanunu m. [Boşanma Sebebinize Dayanak Kanun Maddesi], Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili tüm yasal mevzuat.

DELİLLER: Nüfus kaydı, tanık beyanları, dijital deliller: [Detayları], [Polis/Jandarma] tutanakları, hastane raporları, bilirkişi incelemesi, banka kayıtları ve her türlü yasal delil

TALEP VE SONUÇ: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, Sayın Mahkeme’den;

  1. Evlilik birliğimizin davalıdan kaynaklı kusurlu davranışlar nedeniyle temelinden sarsıldığının tespiti ile boşanmamıza karar verilmesini,
  2. Müşterek çocuklarımızın velayetinin [taraf adı] tarafına verilmesini,
  3. [Çocuk Adı ve Soyadı] için [Talep Edilen Miktar] TL iştirak nafakası, [Çocuk Adı ve Soyadı] için [Talep Edilen Miktar] TL yoksulluk nafakası verilmesini,
  4. [Talep Edilen Miktar] TL maddi tazminatın ve [Talep Edilen Miktar] TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek tarafıma verilmesini,
  5. Yargılama giderleri ve her türlü masrafın davalıya yükletilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. [Tarih]

Davacı [Adı Soyadı]

[İmza]

 


Boşanma Davası Masrafları ve Hukuki Danışmanlık

Boşanma davasının toplam maliyeti, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretleri olmak üzere iki ana kalemden oluşur.

  • Dava Masrafları: Başvurma harcı, peşin harç, gider avansı, delil avansı gibi kalemleri içeren mahkeme masraflarıdır. 2025 yılı itibarıyla ortalama 2.500-10.000 TL dolaylarında değişebilmektedir. Dilerseniz buraya tıklayarak hesaplama hakkında yaklaşık fikir sahibi olabilirsiniz.
  • Avukatlık Ücretleri: Türkiye Barolar Birliği (TBB), 2025 yılı için boşanma davalarında alınabilecek en düşük avukatlık ücretini 30.000 TL + KDV olarak belirlemiştir. Ancak, her ilin barosu daha yüksek tavsiye niteliğinde tarifeler yayınlamaktadır. Bu durum, avukatın emeğe ve davanın karmaşıklığına göre ücretini serbestçe belirleyebileceğini, ancak TBB asgari tarifesinin altına inemeyeceğini göstermektedir.
  • Adli Yardım: Maddi durumu yetersiz olan bireyler, bulundukları yerdeki baroların Adli Yardım Büroları’na başvurarak ücretsiz avukat talebinde bulunabilirler. Adli yardım talebi kabul edilen kişiler, dava masraflarından da muaf tutulur.

BOŞANMANIN HUKUKİ SONUÇLARI VE TALEPLER

Boşanma, sadece evliliği sonlandıran bir karar değil, aynı zamanda velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi bir dizi hukuki sonucu beraberinde getiren bir süreçtir.

Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki

Boşanma kararının en önemli sonuçlarından biri, ortak çocukların velayetinin düzenlenmesidir. Bu düzenlemede en temel ve belirleyici ilke, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, ebeveynlerin boşanmadaki kusurlarından bağımsız olarak, çocuğun fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak ebeveyni belirler.

Hâkimler, velayet kararı verirken şu hususları göz önünde bulundurur:

  • Çocuğun yaşı ve sağlık durumu.
  • Ebeveynlerin kötü alışkanlıkları (alkol veya madde bağımlılığı gibi) ve çocuğa yeterli ilgi/şefkati gösterip göstermedikleri.
  • Çocuğun görüşü (idrak çağında ise).
  • Sosyal inceleme raporları ve uzman görüşleri.

Yargıtay kararları, idrak çağındaki çocuğun beyanının önemli olduğunu ancak mutlak belirleyici olmadığını vurgulamaktadır. Çocuğun beyanının, üstün yararına aykırı düştüğü takdirde aksi yönde karar verilebilmektedi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.03.2022 tarih, 2021/666 Esas 2022/320 Karar).  Bu durum, velayet kararının sadece çocuğun anlık isteğine bağlı bir tercih olmadığını, mahkemenin çocuğun uzun vadeli menfaatlerini koruma sorumluluğunu taşıdığını göstermektedir.

Boşanma davasında çocuğun velayeti ve ebeveynlerle kişisel ilişki.

Nafaka Türleri ve Şartları

Boşanma davalarında üç ana nafaka türü gündeme gelmektedir:

  • Tedbir Nafakası: Boşanma davası süresince, eşlerin ve çocukların geçimi için hâkim tarafından resen (kendiliğinden) hükmedilen geçici bir nafakadır.
  • İştirak Nafakası: Velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğüdür. Bu nafakaya hükmedilmesinde eşlerin kusur durumunun hiçbir önemi yoktur.
  • Yoksulluk Nafakası: Boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak kaydıyla, geçimi için talep edebileceği süresiz bir nafakadır. Nafaka talep eden eşin boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olması dahi yoksulluk nafakası almasına engel değildir.

Yoksulluk nafakası, hâkim tarafından ancak talep üzerine hükmedilebilir; hâkim re’sen karar veremez. Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de talep edilebilir; bu süre hak düşürücü bir süredir.

Boşanma davasında nafaka miktarının adil bir şekilde belirlenmesi.

Aşağıdaki tablo, nafaka türlerini ve hükmedilme şartlarını karşılaştırmalı olarak sunmaktadır:

Nafaka Türü Hukuki Dayanak Kim Talep Edebilir? Kusurun Rolü Ödeme Süreci
Tedbir Nafakası TMK m. 169 Eşlerden her biri veya hâkim re’sen Yok Dava süresince devam eder
İştirak Nafakası TMK m. 182 Velayeti almayan eş aleyhine, velayeti alan eş, çocuk veya kayyım Yok Boşanma kararı kesinleşince başlar, çocuk reşit olana kadar devam eder
Yoksulluk Nafakası TMK m. 175 Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf Talepte bulunan tarafın kusuru diğer eşten ağır olmamalı Süresiz veya belirli bir süre için ödenebilir

Maddi ve Manevi Tazminat

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi, boşanma sonucunda mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi ve manevi tazminat talep edebileceğini düzenler.

  • Maddi Tazminat: Evliliğe yapılan maddi katkıların kaybı veya boşanma sebebiyle sosyal güvenlik haklarından yoksun kalma gibi somut zararların tazmini amacıyla istenir.
  • Manevi Tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin yaşadığı manevi zararın karşılığıdır.

Tazminatın belirlenmesinde hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, boşanmaya neden olan olayın şiddetini ve kusur oranını dikkate alarak takdir yetkisini kullanır. Tazminat talebi, yoksulluk nafakası talebinden farklıdır. Tazminat,kusura dayalı bir yaptırımken, yoksulluk nafakası ihtiyaca dayalı bir destektir. Bir eşin tazminat alamayacak kadar kusurlu olması, yoksulluk nafakası almasına mutlak olarak engel teşkil etmez. Bu ayrım, boşanma sürecindeki mali taleplerin farklı hukuki temellere dayandığını ve her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı

Boşanma kararı, eşler arasındaki mal rejimini de sona erdirir. Türkiye’de 01.01.2002 tarihinden itibaren geçerli olan yasal mal rejimi, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimidir. Bu rejime göre, evlilik süresince edinilen mallar üzerinde eşlerin eşit hakları vardır ve bu mallar kural olarak yarı yarıya paylaşılır.

Mal paylaşımı, boşanma davasından ayrı bir dava ile gerçekleştirilir. Genellikle boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılan bu davanın zamanaşımı süresi 10 yıldır. Boşanma davası, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapılır, yani boşanma kararı kesinleşmeden mal paylaşımı davası karara bağlanmaz. Bu usul kuralı, bir eşin diğerine karşı mal varlığını devretmesini veya gizlemesini önlemek için hızlıca boşanma davasını bitirip, mali haklarını koruma imkânı verir.

Mal paylaşımında evlilik öncesi edinilen mallar, miraslar ve manevi tazminat alacakları kişisel mal sayılır ve paylaşıma tabi değildir. Zina veya hayata kast gibi özel boşanma sebepleriyle gerçekleşen boşanmalarda hâkim, kusurlu eşin mal rejimindeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Boşanma sürecinde ortak malların adil bir şekilde paylaşımı.

SONUÇ VE GENEL TAVSİYELER

Boşanma davası, basit bir hukuki işlemden öte, evliliği sona erdiren ve tarafların geleceğini şekillendiren çok boyutlu bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini net bir şekilde tanımlasa da, bu sebeplerin ispatı ve boşanmanın mali ve kişisel sonuçları, her somut olayın kendine özgü koşullarına göre değişkenlik göstermektedir.

Boşanma süreci, özellikle hukuk bilgisi olmayan biri için oldukça karmaşık olabilir. Sebebi ise hem boşanma gerekçelerinin (özel ya da genel) içerdiği ayrıntılar hem de delil toplama sürecinin dikkat gerektirmesidir. Kusur durumu ya da evliliğin artık çekilmez hale gelmesi gibi kavramlar, dışarıdan bakıldığında net gibi görünse de, hukuken oldukça hassas değerlendirilir.

Özellikle nafaka ya da tazminat gibi mali konular söz konusu olduğunda durum daha da karmaşıklaşır. Çünkü bu taleplerin hukuki dayanakları farklıdır. Nafaka, ihtiyaç temelli değerlendirilirken; tazminat, genellikle karşı tarafın kusuruna dayanır. Bu yüzden her bir talep için ayrı ayrı strateji geliştirmek gerekir. Rastgele bir talep listesiyle mahkemeye gitmek, çoğu zaman beklenmedik hak kayıplarına yol açar.

Tüm bu nedenlerle bir boşanma avukatından destek almak, sizi büyük risklerden korur. Avukat, dava türünü belirlemenizden başlayarak, dilekçenizin nasıl yazılması gerektiğine, hangi delillerin işe yarayacağına kadar pek çok konuda rehberlik eder. Ayrıca mali haklarınızı korumak için gerekli hukuki altyapıyı hazırlar ve süreci sizin adınıza yönetir.

Kısacası, işi bilen biriyle ilerlemek hem süreci hızlandırır hem de hak kaybı yaşama riskini en aza indirir. Boşanma kararı başlı başına zor bir adımken, süreci doğru yönetmek en az kararın kendisi kadar önemlidir.

Boşanma sonrası özgürlüğe ve yeni bir hayata açılan aydınlık kapı.

YASAL UYARI: Bu site sadece genel bilgilendirme amacı taşır. Buradaki bilgiler hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata başvurunuz.
Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz!
WhatsApp
Facebook
X
Telegram
Pinterest
LinkedIn
Email
Yazdır

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top