Mahkeme koridorlarında yıllarınızı harcamak yerine, yaşadığınız bir anlaşmazlığı bir-iki hafta içinde, daha az masrafla ve sinir harbi yaşamadan çözebileceğinizi söylesek? Kulağa imkânsız gibi gelse de, arabuluculuk tam olarak bunu vadediyor. Son yıllarda hukuk sistemimizin adeta parlayan yıldızı olan bu yöntem, birçok kişi için “dava” kelimesinin yarattığı stresi ortadan kaldıran bir alternatif.
Peki, nedir bu arabuluculuk? Ne zaman bir lüks, ne zaman bir zorunluluk? Gelin, bu modern çözüm yöntemini tüm yönleriyle, bol örnekle ve en güncel bilgilerle mercek altına alalım.
Arabuluculuk Nedir?
Arabuluculuk, en basit tanımıyla, aralarında hukuki bir uyuşmazlık bulunan tarafların, bir araya gelerek tarafsız ve uzman bir üçüncü kişi (arabulucu) yardımıyla kendi çözümlerini kendilerinin bulduğu bir süreçtir. Arabulucu, bir hâkim gibi karar vermez, kimin haklı kimin haksız olduğunu söylemez. Onun görevi, taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak, birbirlerini anlamalarını sağlamak ve ortak bir anlaşma zemininde buluşmalarına yardımcı olmaktır. Kısacası, kontrol tamamen sizdedir.

Arabuluculuğun Temel İlkeleri
Bu sürecin ruhunu anlamak için temel taşlarını bilmek gerek:
- Gönüllülük: Taraflar sürece kendi rızalarıyla katılır ve istedikleri an çekilebilirler. (Zorunlu arabuluculukta dahi süreci devam ettirip ettirmemek tarafların iradesindedir.)
- Gizlilik: Arabuluculuk görüşmelerinde konuşulan her şey, sunulan tüm belgeler tamamen gizlidir. Bu bilgiler daha sonra bir mahkeme sürecinde delil olarak kullanılamaz. Bu gizlilik ilkesi, tarafların rahatça konuşabilmesini sağlar.
- Tarafsızlık: Arabulucu, her iki tarafa da eşit mesafededir. Bir tarafın avukatı gibi davranamaz, birini kayıramaz.
- Kontrolün Taraflarda Olması: Sürecin sonunda varılacak çözüm, tamamen tarafların kendi eseridir. Hâkimin verdiği bir karar gibi tepeden inme değildir. Bu da çözümün daha kalıcı olmasını sağlar.
İhtiyari (Gönüllü) Arabuluculuk: “İstersek Gideriz”
Adından da anlaşılacağı gibi, tarafların bir dava açmadan önce veya dava sırasında, “Biz bu işi aramızda çözelim” diyerek kendi istekleriyle başvurdukları yoldur. Zorunlu olmayan neredeyse tüm özel hukuk uyuşmazlıklarında bu yola başvurabilirsiniz.
İhtiyari Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi
- Anlaşma: Karşı tarafla arabulucuya gitme konusunda anlaşırsınız.
- Arabulucu Seçimi: Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı siciline kayıtlı bir arabulucuyu birlikte seçersiniz.
- Toplantı: Arabulucu sizi bir araya getirir, süreci yönetir ve çözüm seçenekleri üretmenize yardımcı olur.
- Sonuç: Anlaşırsanız, bir “Anlaşma Tutanağı” imzalanır. Bu belge, mahkeme kararı (ilam) niteliğindedir. Yani, karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmezse, bu belgeyle doğrudan icra takibi başlatabilirsiniz. Anlaşamazsanız, “Anlaşamama Tutanağı” düzenlenir ve dava açma hakkınız her zaman saklı kalır.
Hangi Uyuşmazlıklarda Uygulanır?
Özellikle aile içi mal paylaşımı, borç ilişkileri veya kamu düzenini ilgilendirmeyen her türlü sözleşmeden doğan anlaşmazlıklar için harika bir yoldur. Örneğin, mirasçılar arasında miras paylaşımı arabuluculuk yoluyla çok daha hızlı ve barışçıl bir şekilde yapılabilir.
Avantajları Nelerdir?
- Hızlıdır: Yıllar süren davaların aksine, genelde birkaç gün veya hafta içinde sonuçlanır.
- Ekonomiktir: Dava harçları, bilirkişi ücretleri, vekalet ücretleri gibi birçok masraftan kurtulursunuz.
- İlişkileri Korur: Özellikle ticari partnerler, komşular veya aile bireyleri arasındaki uyuşmazlıklarda, tarafların gelecekte de yüz yüze bakabilmesini sağlar. Mahkeme süreci ise ilişkileri genellikle kopma noktasına getirir.

Zorunlu (Dava Şartı) Arabuluculuk: “Gitmeden Olmaz”
Hukuk sistemimiz, mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve uyuşmazlıkları daha hızlı çözmek amacıyla bazı dava türleri için arabuluculuğu bir zorunluluk, yani dava şartı haline getirmiştir.
Zorunlu Arabuluculuğun Amacı ve Kapsamı
“Dava şartı” demek, o davayı açmadan önce arabulucuya başvurmanın mecburi olduğu anlamına gelir. Eğer bu yola başvurmadan doğrudan dava açarsanız, mahkeme davanızı esasa girmeden, yani kimin haklı olduğuna bakmadan, usulden reddeder. Bu da hem zaman hem de para kaybı demektir.
Peki hangi davalarda bu yola başvurmak zorundayız? Gelin, en sık karşılaşılan alanlara bakalım.
Zorunlu Arabuluculuk Uygulanan Davalar
1. İş Uyuşmazlıkları (İşçi – İşveren Anlaşmazlıkları)
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile hayatımıza giren bu zorunluluk, iş hukukunda adeta bir devrim yarattı.
- Kapsam: Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti gibi işçi alacakları ile işe iade talepleri zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.
- Örnek: İşten çıkarılan bir işçinin, kıdem tazminatı arabuluculuk sürecine başvurmadan doğrudan dava açması durumunda, davası usulden reddedilecektir.
- İstisna: İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Ancak taraflar isterse bu konuda ihtiyari arabuluculuğa gidebilirler.
Dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmektedir.
2. Ticari Uyuşmazlıklar
Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için de arabuluculuk bir dava şartıdır.
- Kapsam: İki tacir arasındaki alacak davaları, çeke veya bonoya dayalı alacaklar, sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağına aykırılıktan doğan talepler bu kapsama girer.
- Örnek: Bir şirketin diğer bir şirketten olan mal bedeli alacağı için açacağı davadan önce, ticari davalar zorunlu arabuluculuk sürecini tamamlaması gerekir.
3. Tüketici Uyuşmazlıkları
7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, tüketici uyuşmazlıklarında da arabuluculuk zorunlu hale geldi.
- Kapsam: 2025 yılı için belirlenen parasal sınırın (149.000 TL) üzerindeki uyuşmazlıklarda, Tüketici Mahkemesi’nde dava açmadan önce arabulucuya gidilmesi zorunludur. Bu sınırın altındaki uyuşmazlıklar için ise Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılır.
- İstisnalar: Tüketici Hakem Heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar, Tüketici Hakem Heyeti kararlarına yapılan itirazlar, tüketici örgütlerinin açacağı davalar gibi bazı durumlar bu zorunluluğun dışındadır.
- Merak Edilen Soru: Peki, tüketici arabuluculuk zorunluluğu hangi durumlarda devreye girer? Bir takım örnek vermek gerekirse:
- Satın aldığınız sıfır bir otomobilde çıkan ve bedeli yasal sınırın üzerinde olan bir ayıp nedeniyle firmaya dava açmak istiyorsanız,
- Sıfır aldığınız dairede, tesisat hatası nedeniyle büyük bir su baskını oldu ve oluşan hasarın giderilmesi için parasal sınırın üzerinde ortaya çıkan bir masraf varsa ve bunu almak için müteahhit veya inşaat firmasına dava açmak istiyorsanız,
- Önemli bir seyahat için havayolu şirketinden bilet aldınız. Ancak şirket, biletinizi son anda ve geçerli bir sebep olmaksızın iptal etti. Yaşadığınız mağduriyet nedeniyle talep ettiğiniz tazminat bedeli parasal sınırın üzerinde ise ve dava açmak istiyorsanız,
- Popüler bir e-ticaret sitesinden yüksek bedelli bir elektronik ürün sipariş ettiniz, fakat size gönderilen ürün sahte çıktı. Satıcıyla iletişime geçmenize rağmen sorununuz çözülmediyse ve talep ettiğiniz iade bedeli yasal sınırı aşıyorsa ve dava açmak istiyorsanız öncesinde bir arabulucuya gitmeniz gerekir.
4. Kira İlişkisinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren hukuk sistemimize dahil olan bu yeni düzenleme, kiracı ve ev sahiplerini yakından ilgilendiriyor.
- Kapsam: Kiranın tespiti, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye (İcra ve İflas Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla), kiralananın hor kullanılmasından doğan tazminat gibi birçok uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamına alındı.
- Örnek: Ev sahibiniz fahiş bir kira artışı talep ettiğinde veya kiracınız eve zarar verdiğinde mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk masasına oturmanız gerekiyor.
5. Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları
Yine 1 Eylül 2023’te zorunlu hale gelen bir diğer alan da paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılmasına ilişkin davalardır.
- Kapsam: Miras kalan bir evin veya tarlanın mirasçılar arasında nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşmazlık çıktığında, dava açmadan önce tüm paydaşların arabuluculuk sürecine katılması zorunludur. Bu durum, miras paylaşımı arabuluculuk sürecinin önemini daha da artırmıştır.
Zorunlu Arabuluculukta Sürecin İşleyişi ve Sonuçları
Süreç, ihtiyari arabuluculuğa benzer şekilde başlar ancak birkaç kritik fark içerir:
- Başvuru: Davayı açmak isteyen taraf, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya uyuşmazlığın yaşandığı yerdeki Adliye Arabuluculuk Bürosu’na başvurur.
- Arabulucu Atanması: Büro, sistem üzerinden otomatik olarak bir arabulucu atar.
- Toplantıya Davet: Arabulucu taraflarla iletişime geçer ve ilk toplantı için tarih belirler.
- Toplantı ve Sonuç: Taraflar bir araya gelir. Bu noktada en önemli konulardan biri, arabuluculuk toplantısına katılmamanın sonucu nedir sorusudur. Eğer geçerli bir mazeret bildirmeden ilk toplantıya katılmazsanız, dava açıldığında haklı çıksanız bile yargılama giderlerinin tamamından siz sorumlu tutulursunuz ve lehinize vekalet ücretine hükmedilmez. Bu, sürece katılımı teşvik eden çok ciddi bir yaptırımdır.
- Anlaşma veya Anlaşamama: Anlaşma olursa, tutanak ilam niteliği kazanır. Anlaşma olmazsa, “son tutanak” ile birlikte mahkemeye dava açma yolu açılır.
Zorunlu Arabuluculuğun Dezavantajları ve Eleştiriler
Her sistem gibi zorunlu arabuluculuğun da eleştirilen yönleri var.
- Süreci Uzatan Bir Formalite Olarak Görülmesi: Bazı durumlarda taraflar anlaşma niyeti olmadan, sadece “dava şartını yerine getirmek” için masaya oturur. Bu da zaman kaybına neden olabilir.
- Güç Dengesizliği: Özellikle işçi-işveren ilişkisi gibi taraflar arasında doğal bir güç dengesizliği olan durumlarda, güçsüz tarafın baskı altında kalarak haklarından feragat etme riski bulunur.
- Adalete Erişimin Engellenmesi Algısı: Eleştirmenler, kişileri dava açmadan önce zorunlu bir prosedüre tabi tutmanın, “adalete erişim hakkını” geciktirdiğini veya engellediğini savunmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesi, konuya ilişkin verdiği çeşitli kararlarda (örneğin, 2017/178 E., 2018/82 K. sayılı kararı) zorunlu arabuluculuğun mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırmadığı, aksine uyuşmazlıkların daha hızlı çözülmesine hizmet ettiği gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir.
Görüşler
- “Nitelik Sorunu ve Standardizasyon Eksikliği”: Bazı hukukçular, arabulucuların eğitim ve uzmanlık seviyeleri arasında ciddi farklar olduğunu, bu durumun sürecin kalitesini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Özellikle çok teknik veya karmaşık ticari uyuşmazlıklarda, konuya hâkim olmayan bir arabulucunun süreci etkin yönetemeyeceği eleştirisi sıkça dile getiriliyor.
- “İradi Değil, Şekli Bir Süreç Haline Gelmesi”: Uygulamada, özellikle avukatlar arasında, zorunlu arabuluculuğun ruhunu kaybettiği ve sadece dava açmadan önce geçilmesi gereken bir “bürokratik engele” dönüştüğü yönünde bir görüş hakim. Tarafların anlaşma niyeti olmadan toplantıya katılması, sürecin amacından sapmasına neden oluyor.
- “Gelecek: Aile ve İdare Hukukuna Yayılabilir mi?”: Hukuk akademisyenleri arasında, arabuluculuğun başarısı göz önüne alındığında, gelecekte boşanma dışındaki mal rejimi davaları gibi bazı aile hukuku uyuşmazlıklarında ve kamunun taraf olduğu bazı idari uyuşmazlıklarda da (örneğin tam yargı davaları) zorunlu hale getirilip getirilemeyeceği yoğun bir şekilde tartışılıyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Arabuluculuk, hukuk sistemimize son yıllarda girmiş en önemli yeniliklerden biridir. Hem ihtiyari hem de zorunlu (dava şartı) formlarıyla, uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelere güçlü bir alternatif sunmaktadır.
Elbette eleştirilen yönleri ve uygulamada karşılaşılan sorunlar mevcuttur. Ancak taraflara kendi çözümlerini bulma imkânı vermesi, süreci hızlandırması, maliyetleri düşürmesi ve en önemlisi toplumsal barışa katkı sağlaması gibi yönleriyle adalet sistemimizin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.
Eğer bir hukuki anlaşmazlığın eşiğindeyseniz, unutmayın ki mahkeme kapısı her zaman son çare olmayabilir. Arabuluculuk masasında konuşarak, dinleyerek ve uzlaşarak, hem hakkınıza daha hızlı kavuşabilir hem de yıpratıcı bir dava sürecinden kendinizi koruyabilirsiniz. Özellikle zorunlu arabuluculuk olmadan dava açmak gibi bir hataya düşmemek için, sürecin başında mutlaka bir avukattan hukuki destek almanız en sağlıklısı olacaktır.
