İçindekiler

İcra Takibi Nedir, Nasıl Başlatılır? İşte Adım Adım Rehber

Borç-alacak işleri hayatımızın bir parçası ve bazen beklenmedik şekilde zorlayıcı olabiliyor. Özellikle alacak zamanında ödenmezse hem alacaklı hem de borçlu tedirgin olabilir. Bu tamamen normal.

Telaşa kapılmaya gerek yok. Yasal yollar ve haklar, bu tür durumlarda sizi korur. Doğru adımlarla süreci yönetmek çoğu zaman düşündüğünüzden daha basittir.

Bu rehber, hukuk sistemimizde icra takibini, nasıl başlatıldığını, işleyişini ve tarafların hak ve yükümlülüklerini anlatmayı amaçlıyor. İcra takibi, borçlunun ödememesi durumunda alacaklının devlet aracılığıyla alacağını tahsil etmesini sağlar. Borçlunun rızası olmadan mal varlığına el konulabilir ve paraya çevrilebilir. Temel amaç, alacaklının alacağını almasını ve borçlunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamaktır.

İcra takibi sadece yasal bir süreç değil, aynı zamanda psikolojik ve finansal baskı yaratabilir. Bu yüzden süreci anlamak ve doğru adımları atmak önemlidir. Rehberi takip ederek, sürecin karmaşık olmadığını görebilir ve kendinizi hazırlayabilirsiniz.

Genellikle icra takibi, diğer tahsilat yolları başarısız olduğunda devreye girer. Bu nedenle, sözleşme hazırlığı, borç yönetimi ve ihtarnameler gibi önlemler almak çok değerlidir. Hukuki danışmanlık, sürece hiç girmemenizi veya en az zararla çıkmanızı sağlayabilir. Her aşamada profesyonel destek almak, süreci daha güvenli ve hızlı yönetmenize yardımcı olur.

İcra takibi adımlarını sembolize eden soyut rehber görseli

İcra Takibi Nedir? Hukuki Tanımı ve Temel Kavramlar

İcra takibi, alacaklının borçlu ödemeyi yapmazsa devletin icra daireleri aracılığıyla alacağını tahsil etmesini sağlayan yasal bir süreçtir.

Alacaklı ve Borçlu Kavramları ve Rolleri

İcra ve İflas Hukukunda, takip sürecinin iki temel tarafı bulunmaktadır:

  • Alacaklı: Alacağını tahsil etmek isteyen kişi veya kurumdur. İcra takibini başlatmak için icra müdürlüğüne başvurur, takip talebinde bulunur ve sürecin düzenli ilerlemesini takip eder.
  • Borçlu: Kendisine karşı takip başlatılan ve borcunu ödemekle yükümlü kişi veya kurumdur. Ödeme emrine uymak, borcunu ödemek veya itiraz etmekle yükümlüdür. Ödeme yapmazsa icra dairesi alacağını tahsil etmek için haciz gibi önlemler uygulayabilir.

İcra Dairesinin Rolü ve Görevleri

İcra dairesi, İcra ve İflas Kanunu’nu birinci derecede uygulamakla görevli, icra teşkilatının en önemli organıdır. İcra takibinde bulunmak isteyen alacaklının ilk başvurması gereken yer icra dairesidir. Kural olarak, icra hukukunda bütün takip çeşitleri icra dairesinden başlatılır.

Temel Görevleri:

  • İcra Takip Talebini Kabul Etmek: Alacaklının veya vekilinin hazırladığı takip talebini ve dayanak belgeleri kabul eder.
  • Ödeme veya İcra Emri Göndermek: Takip talebi üzerine borçluya, takibin türüne göre ödeme emri veya icra emri tebliğ eder.
  • Malları Haczetmek: Takibin kesinleşmesi ve alacaklının talebi üzerine borçlunun borcunu karşılayacak miktardaki mallarına haciz koyar.
  • Haczedilen Malları Satmak (Paraya Çevirmek): Hacizli malların açık artırma veya pazarlık yoluyla satışını gerçekleştirir.
  • Sıra Cetveli Düzenlemek ve Paraları Paylaştırmak: Elde edilen parayı, alacaklılar arasındaki sıralamaya göre paylaştırır.
  • Aciz Belgesi Düzenlemek: Alacağını tamamen veya kısmen elde edemeyen alacaklılara borç ödemeden aciz belgesi düzenleyerek verir.
  • Dosya Açmak ve Tutanak Düzenlemek: Her icra işi için bir dosya açar ve tüm tutanakları ile belgeleri bu dosyaya koyar. İcra daireleri, kendilerine yöneltilen talepleri ve yaptıkları işlemleri bir tutanakla belirler. Bu tutanaklar aleni olup, aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir (İİK m. 8).
  • Yapılan Ödemeleri Kabul Etmek: Borçlular tarafından yapılan kısmi veya tam ödemeleri kabul eder. Nakdi ödemeler, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülen bankalarda daire adına açılan hesaba yatırılır (İİK m. 9).
  • UYAP Kullanımı: İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra işleminde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır; her türlü bilgi, belge, karar UYAP aracılığıyla işlenir ve saklanır.

Hukuki Sorumluluk: İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, doğrudan görevliye karşı değil, idare aleyhine (Adalet Bakanlığı) açılabilir ve bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır (İİK m. 5). Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu tazminat davası, zarar görenin zararı öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halde zararı doğuran işlem ya da davranışın yapılmasından itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar (İİK m.7).

Cezai ve Disiplin Sorumluluğu: İcra dairesi görevlileri Türk Ceza Kanunu (TCK) bakımından kamu görevlisi sayılır ve bu nedenle memurların işleyebileceği tüm suçları işleyebilirler. Kusurlu hareketleri suç teşkil ediyorsa, haklarında ceza kovuşturması yapılır. Ayrıca, icra ve iflas müdür ve yardımcılarının disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerinden dolayı, haklarında Devlet Memurları Kanunu’nun disiplin cezalarına ilişkin hükümleri uygulanır (İİK m. 13).

İcra Dairesinin Bağımsızlığı ve Denetimi Arasındaki Hassas Denge: İcra dairesi, icra mahkemesi hakiminin denetimi altında olsa da bağımsız bir organdır ve yaptığı her işlemin doğru olup olmadığı hususunda icra mahkemesinden görüş almak zorunda değildir. Ancak, icra müdürlerinin hatalı kararlarından dönebilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı Yargıtay kararlarıyla sabittir (Bkz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas No: 2022/7886, Karar No: 2023/650, Tarih: 10.05.2022).

Bu durum, icra müdürlerinin geniş yetkileri ile bu yetkilerin denetimi arasındaki hassas dengeyi ortaya koymaktadır. Bu denge, hem alacaklı hem de borçlu için sürecin şeffaflığı ve hukuka uygunluğu açısından kritik öneme sahiptir. İcra müdürünün kararlarının hukuka aykırı veya hadiseye uygun olmaması durumunda şikayet yoluna başvurulabilmesi (İİK m. 16) bu denetim mekanizmasının bir parçasıdır. Bu da, tarafların sadece icra müdürlüğünün işlemlerini değil, aynı zamanda bu işlemlerin hukuki uygunluğunu da dikkatle takip etmelerinin gerekliliğini göstermektedir.

UYAP Sisteminin Rolü ve Getirdiği Zorluklar: İcra dairelerinde UYAP kullanımı, bilgi ve belgelerin elektronik ortamda işlenmesini sağlıyor ve modernleşmenin önemli bir göstergesi. Ancak uygulamada bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. Örneğin, sistem bazen yavaş çalışıyor, takip açılırken kopmalar olabiliyor ya da bazı dosyalar görünmeyebiliyor. Bu tür aksaklıklar, yanlış anlaşılmalara ve hak kayıplarına yol açabilir. Yabancı para alacaklarında kur hesaplamasının otomatik yapılmaması da başka bir sorun.

Elektronikleşme süreci işleri hızlandırsa da, altyapı eksiklikleri ve kullanıcı hataları sürecin sekteye uğramasına neden olabiliyor. Bu nedenle UYAP’ı dikkatli kullanmak çok önemli. Avukatlar ve taraflar, sistemi etkin öğrenip takiplerde uyguladığında işlemler daha sorunsuz ilerleyebilir. Örneğin, dosya yüklerken kontrol listesi kullanmak veya kur hesaplamalarını manuel olarak teyit etmek pratik çözümler sunar. Dijitalleşmenin sunduğu kolaylıklardan faydalanmak mümkün, ama sistemin sınırlarını bilmek ve adım adım ilerlemek şart.

İcra Takibi Türleri ve İlgili Kanun Maddeleri

Hukuk sistemimizde icra takipleri, dayandıkları belgenin niteliğine göre temel olarak iki ana başlık altında incelenir: İlamlı İcra Takibi ve İlamsız İcra Takibi. İlamsız icra takibi kendi içinde genel haciz yoluyla takip ve kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip olarak ayrılır.

Borçlu ve alacaklı arasındaki icra sürecini simgeleyen illüstrasyon

İlamlı İcra Takibi

İlamlı icra takibi, alacaklının öncelikle bir mahkeme kararı (ilam) veya ilam niteliğinde bir belge elde ettikten sonra icra dairesine başvurarak bu kararın icrasını talep etmesi durumudur. Bu takip yolu, mahkeme kararına dayandığı için ilamsız icraya göre daha güçlü bir hukuki zemine sahiptir.

İlamlı İcra Takibinin Aşamaları:

  1. Takip Talebi: Süreç, alacaklının ilam veya ilam niteliğindeki belge ile birlikte icra dairesine yapacağı takip talebiyle başlar.
  2. İcra Emri: Takip talebini alan icra müdürü, borçluya bir icra emri gönderir. Bu emir, ilamsız icradaki ödeme emrinden farklı olarak, borçluyu mahkeme kararındaki yükümlülüğü yerine getirmeye davet eder ve genellikle 7 günlük bir süre tanır. İcra emri, ilama kesinlikle uygun olmalıdır.
  3. İcranın Geri Bırakılması: Borçlu, belirli durumlarda (borcun ödenmesi, süre verilmesi, zamanaşımı gibi) icranın geri bırakılmasını icra mahkemesinden talep edebilir. Basitçe söylemek gerekirse, borçlu tarafın itirazı üzerine, mahkemenin önceden verdiği icra kararının, daha üst bir mahkemece tekrar değerlendirilmesi için geçici olarak durdurulmasıdır. Bu sayede, itirazınızın incelenmesi süresince mal varlığınızın haksız yere elinden alınması engellenmiş olur. Bu, ilamsız icradaki doğrudan itirazdan farklıdır ve takibi otomatik olarak durdurmaz; mahkeme kararı gerektirir.
  4. Mal Beyanı: Borçlu, haciz veya ödeme konusunda yetersiz durumda ise, icra dairesi kendisinden mal beyanında bulunmasını ister. Borçlu, mal varlığına dair bilgileri belirlenen süre içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. Mal beyanı verilmez veya eksik bilgi sunulursa, borçlu açısından yasal yaptırımlar uygulanabilir.
  5. Haciz ve Satış: İcra emrine rağmen borç ödenmezse, para alacakları için haciz işlemleri başlatılır. Haczedilen mallar paraya çevrilmek üzere satışa çıkarılır. Taşınır veya taşınmaz teslimi, bir işin yapılması/yapılmaması gibi para dışındaki ilamlar ise cebri icra ( Bu süreç, sadece parayla ilgili değil, aynı zamanda borçlunun yapması veya yapmaması gereken bir işin (örneğin, bir evin boşaltılması) zorla yerine getirilmesini de kapsar.) yoluyla yerine getirilir (İİK m. 24-31).
  6. Paraların Ödenmesi veya Aciz Vesikası: Elde edilen paralar alacaklıya ödenir; alacak tam tahsil edilemezse aciz vesikası düzenlenir. Aciz vesikası ise kısaca, borçlunun şu an için “aciz” yani borcunu ödeme gücünden yoksun olduğunu kanıtlayan bir belgedir.

İlam Niteliğindeki Belgeler: Mahkeme kararı olmamasına rağmen, icra hukuku açısından ilam gücünde kabul edilen belgelerdir. Bunlara örnek olarak mahkeme önünde yapılan sulhler, kabuller, feragatler, kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren noter senetleri, teminatlar ve özel kanunlarla ilam niteliği kazandırılan belgeler (örneğin tüketici hakem heyeti kararları) gösterilebilir.

Önemli Noktalar:

  • Yetki Kuralı Yoktur: İlamlı icra takibi için herhangi bir yetki kuralı bulunmamaktadır; alacaklı dilediği icra dairesinde takip başlatabilir.
  • Harç: İlamlı icra takibi için peşin harç ödenmez, sadece başvuru harcı, vekaletname suret harcı ve tebligat giderleri talep edilir.
  • Kesinleşme Şartı: Bazı ilamların (taşınmaz aynına ilişkin, kişisel ve aile hukukuna ilişkin-nafaka hariç, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi, gemi siciline kayıtlı gemilere ilişkin kararlar) icra edilebilmesi için kesinleşmesi gerekir (HMK m. 350/2 ve 367/2, İİK m. 31/a).
  • Zamanaşımı: İlamlar genellikle 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. (İİK m. 39)

İlamsız İcra Takibi

İlamsız icra takibi, alacaklının alacağını bir mahkeme kararına dayandırma zorunluluğu olmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak başlattığı bir icra türüdür. Bu takip yolu, mahkeme süreci gerektirmediği için birçok kişi ve şirket tarafından daha işlevsel olarak görülür.

İlamsız İcra Takibinin Aşamaları:

  1. Takip Talebi: Alacaklı veya vekili, takip talebini hazırlayarak icra dairesine başvurur. Bu talep sözlü, yazılı veya elektronik ortamda yapılabilir. Takip talebiyle birlikte, icra dairesince bazı harç ve masrafların ödenmesi istenir.
  2. Ödeme Emri: Usulüne uygun takip talebini alan icra müdürü, borçluya bir ödeme emri düzenleyerek gönderir. Ödeme emrinde, alacaklı ve borca ait bilgiler ile borçlunun ne yapması gerektiğini içeren ihtarlar bulunur. Borçlu, ödeme emri tebliğini aldıktan sonra 7 gün içinde ya borcunu öder ya da borcun tamamına veya bir kısmına itiraz eder.
  3. Takibin Kesinleşmesi: Borçlu ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmezse veya borcunu kabul ettiğini bildirirse, takip kesinleşir. Borçlunun borca itiraz etmesi durumunda ise takip kendiliğinden durur.
  4. Mal Beyanı: Borçlu, haciz veya ödeme konusunda yetersiz durumda ise, icra dairesi kendisinden mal beyanında bulunmasını ister. Borçlu, mal varlığına dair bilgileri belirlenen süre içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. Mal beyanı verilmez veya eksik bilgi sunulursa, borçlu açısından yasal yaptırımlar uygulanabilir.
  5. Haciz: Ödeme emrinin kesinleşmesine rağmen borçlu borcunu ödemezse, alacaklı haciz talebinde bulunabilir. Talep üzerine icra dairesi, borçlunun borcunu ödemeye yetecek oranda malını haczeder.
  6. Satış: Haciz altında olan malın açık artırma veya pazarlık yoluyla satılıp parasal karşılığının alınmasıdır. İcra ve iflas hukukunda haczedilen eşyaların doğrudan alacaklıya teslimi söz konusu değildir; haczin asıl amacı, haczedilen eşyaların satılarak borcun alacaklıya ödenmesidir.
  7. Paraların Paylaştırılması: İcra takibinin son aşaması olan paraların paylaştırılması, icra organlarınca herhangi bir talebe gerek kalmadan yerine getirilir.

Genel Haciz Yolu ile Takibin Özellikleri:

  • İlamsız icra yoludur.
  • Sadece para veya teminat alacakları içindir. (İİK m. 42)
  • Özel hukuk ilişkisinden doğan alacaklar içindir. (İİK m. 43)
  • Yabancı devlet aleyhine kesinlikle yapılamaz. (İİK m. 42)
  • Takip gerçekleştirilebilmesi için herhangi bir belgeye ihtiyaç duyulmaz.
  • Alacaklının takip talebi ile başlar ve paraların pay edilmesiyle sona erer.

Yetkili İcra Dairesi: İlamsız icra takibinde, genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir (İİK m. 50, HMK m.6/1). Ancak sözleşmenin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir (İİK m. 50). Borçlu, ödeme emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetki itirazında bulunabilir (İİK m. 62).

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip

Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) özgü haciz yoluyla takip, elinde bir kambiyo senedi bulunan alacaklının başvurduğu özel bir ilamsız takip yoludur. Bu senetler, Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) düzenlenen kıymetli evrak niteliğindedir ve belirli zorunlu unsurları taşımaları halinde bu takip yoluna başvurulabilir. Kambiyo senetlerinin en önemli özelliği soyut (mücerret) senet olmasıdır; yani asıl borç ilişkisinden bağımsız bir kambiyo ilişkisi doğar. Örneğin, Ali Ahmet’e 100.000 TL borç verdi ve bunun için bir bono aldı. Asıl sözleşmede sorun olsa bile, Ali bonoyu kullanarak alacağını icraya verebilir. Kısaca, kambiyo senedi “asıl borçtan bağımsızdır” ve alacaklıya, borç ilişkisinde problem olsa bile senet üzerinden alacağını talep etme imkanı verir.

Takibin Aşamaları:

  1. Takip Talebi: Genel haciz yolundaki esaslara uygun bir takip talebi doldurulur. Bu talepte kambiyo senedinin cinsi, tarihi ve numarası belirtilir. Alacaklının, kambiyo senedinin aslını, borçlu sayısı kadar onaylı örneğini ve ödememe protestosu çekilmesi gereken durumlarda protestoyu da takip talebine ekleyerek icra dairesine vermesi zorunludur (İİK m. 167).
  2. Ödeme Emri: İcra müdürü, İİK m. 168’e göre yaptığı inceleme sonucunda gerekli şartların oluştuğu kanaatine varırsa, borçluya veya borçlulara kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna ilişkin ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde, borcun 10 gün içinde ödenmesi ve itiraz edilecekse 5 gün içinde icra mahkemesine başvurulması gerektiği belirtilir. (İİK m. 168/2-3)
  3. Takibin Kesinleşmesi: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak ödeme emrine itiraz edebilir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, kural olarak borca ve imzaya itiraz, satıştan başka icra takip muamelesini durdurmaz (İİK m. 169).
    • İmzaya İtiraz: Borçlunun takibe dayanak kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında ise, bunu 5 gün içinde açıkça bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Aksi durumda senetteki imzanın kendisine ait olduğu sayılır (İİK m. 168/4).
    • Borca İtiraz: İmzaya itiraz dışında kalan bütün itirazlar borca itiraz sayılır. Borca itirazın incelenmesi İİK m. 169/a kapsamında yapılır.
    • Özel Şikayet Yolu: Senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmaması, alacaklının yetkili hamil olmaması, borçlu olmayana karşı takip yapılması veya protesto çekilmesi gereken durumlarda protesto çekilmemiş olması gibi hallerde borçlu 5 gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Kural olarak bu şikayet takibi durdurmaz, ancak mahkeme aksi yönde karar verebilir. Hakim, bu unsurları re’sen nazara alarak takibi iptal edebilir.
  4. Haciz, Satış ve Paraların Paylaştırılması: Takibin kesinleşmesi halinde genel haciz yolundaki aşamalar uygulanır.

Haciz edilen malın satışa çıkarılmasını simgeleyen görsel

Uygulamadaki Örnekler

İcra takibi süreçleri, teorik bilgilerle birlikte somut örnekler üzerinden daha iyi anlaşılabilir. İşte farklı icra takibi türlerine ilişkin basit senaryolar:

İlamsız İcra Takibi Örneği

Senaryo: Ahmet Bey, komşusu Mehmet Bey’e 10.000 TL borç verdi. Borcun vadesi geldiği halde Mehmet Bey borcunu ödemedi. Ahmet Bey’in elinde herhangi bir senet veya mahkeme kararı bulunmamaktadır.

Uygulama:

  1. Takip Talebi: Ahmet Bey (alacaklı), Mehmet Bey’in (borçlu) kimlik ve adres bilgileri ile alacak miktarını içeren bir takip talebini icra dairesine sunar.
  2. Harç ve Masraflar: İcra dairesi, Ahmet Bey’den gerekli harç ve masrafları (örneğin başvuru harcı, tebligat gideri) ödemesini ister. (İş bu yazı tarihi olan 18.08.2025 tarihi itibarıyla güncel miktarlar şu şekildedir:
    1. Başvuru harcı: 615,40 TL
    2. Peşin Harç: Alacak miktarının binde beşi (%0,5)
    3. Vekâlet Suret Harcı: 87,50 TL
    4. Vekâlet Pulu: 138,00 TL
    5. Tebligat Gideri: 210,00 TL
    6. NOT: Alacaklı, icra takibini bizzat kendisi başlatacaksa vekâlet (baro) pulu ve vekâlet suret harcı gerekmeyeceğinden bu kalemler haricindeki masraflardan sorumlu olacaktır.
  3. Ödeme Emri: Harçlar ve masraflar ödendikten sonra icra dairesi, Mehmet Bey’e 10.000 TL borcunu ve takip giderlerini 7 gün içinde ödemesi gerektiğini belirten bir ödeme emri gönderir. Ödeme emrinde ayrıca, borcun tamamına veya bir kısmına itiraz etme hakkı olduğu ve itiraz etmezse takibin kesinleşeceği ihtar edilir.
  4. Takibin Kesinleşmesi/İtiraz:
    • Eğer Mehmet Bey 7 gün içinde borcunu ödemez veya itiraz etmezse, takip kesinleşir.
    • Mehmet Bey, borca itiraz ederse, takip kendiliğinden durur. Bu durumda Ahmet Bey, icra mahkemesi nezdinde itirazın kaldırılması veya genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak takibin devamını sağlamaya çalışabilir.
  5. Haciz ve Satış: Takip kesinleşirse ve Mehmet Bey borcunu ödemezse, Ahmet Bey’in talebi üzerine Mehmet Bey’in mal varlığına haciz konulabilir (örneğin banka hesapları, aracı, gayrimenkulü). Haczedilen mallar satılarak Ahmet Bey’in alacağı tahsil edilir.

İlamlı İcra Takibi Örneği

Senaryo: Ayşe Hanım lehine, eski eşi Can Bey’den mahkeme kararıyla (ilam) 50.000 TL nafaka alacağına hükmedilmiştir. Can Bey bu nafakayı düzenli ödememektedir.

Uygulama:

  1. Takip Talebi: Ayşe Hanım (alacaklı), Aile Mahkemesi ilamını dayanak göstererek icra dairesine ilamlı takip talebinde bulunur.
  2. İcra Emri: İcra dairesi, Can Bey’e (borçlu) nafaka borcunu ve takip giderlerini ödemesi gerektiğini belirten bir icra emri gönderir. İcra emrinde, borcun 7 gün içinde ödenmemesi halinde cebri icraya devam edileceği ihtar edilir.
  3. İcranın Geri Bırakılması Talebi: Can Bey, borcu ödediğini veya zamanaşımına uğradığını iddia ederek icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep edebilir. Ancak bu, ilamsız icradaki gibi takibi otomatik durdurmaz, mahkeme kararı gerekir.
  4. Cebri İcra: Can Bey borcu ödemezse, Ayşe Hanım’ın talebi üzerine Can Bey’in maaşına veya diğer mal varlığına haciz konulur ve alacak tahsil edilir.

Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip Örneği

Senaryo: Bir şirket (Alacaklı A.Ş.), müşterisi olan başka bir şirketten (Borçlu Ltd. Şti.) 200.000 TL alacağını bono ile teminat altına almıştır. Bono vadesinde ödenmemiştir.

Uygulama:

  1. Takip Talebi: Alacaklı A.Ş. (alacaklı), bononun aslını ve onaylı örneklerini ekleyerek, borçlu şirketin kimlik bilgilerini ve alacak miktarını içeren bir takip talebini icra dairesine sunar.
  2. Ödeme Emri: İcra dairesi, Borçlu Ltd. Şti.’ye (borçlu) bonodaki borcu ve faizini 10 gün içinde ödemesi gerektiğini, borca veya imzaya itiraz edecekse 5 gün içinde icra mahkemesine başvurması gerektiğini belirten bir ödeme emri gönderir.
  3. İtiraz:
    • Borçlu Ltd. Şti., bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa, 5 gün içinde icra mahkemesine imzaya itirazda bulunmalıdır. Bu itiraz, satış dışındaki icra işlemlerini durdurmaz.
    • Borçlu Ltd. Şti., borcun ödendiği veya başka bir nedenle borçlu olmadığı gibi borca itirazda bulunursa, yine 5 gün içinde icra mahkemesine başvurmalıdır.
  4. Takibin Kesinleşmesi/İtirazın Reddi: İtiraz edilmezse veya itiraz icra mahkemesince reddedilirse, takip kesinleşir.
  5. Haciz ve Satış: Takip kesinleştiğinde ve borç ödenmediğinde, alacaklı şirketin talebiyle borçlu şirketin mal varlığına haciz konulur ve paraya çevrilerek alacak tahsil edilir.

İcra takibi süreci şeması: takip talebi, ödeme emri, haciz ve satış adımları

Hak Arama Yolları

İcra takibi sürecinde hem alacaklı hem de borçlu için çeşitli hak arama yolları mevcuttur. Bu yollar, hukuki süreçlerin şeffaflığını ve adaleti sağlamak adına kritik öneme sahiptir.

Borçlunun Hak Arama Yolları

Borçlu, kendisine karşı başlatılan icra takibine karşı çeşitli yasal yollara başvurarak haklarını koruyabilir:

İtiraz

  • Tanım: Borçlunun, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı, borcun tamamına veya bir kısmına, alacaklının takip hakkına veya yetkiye itiraz etme hakkıdır.
  • Süre ve Usul: İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak itiraz edebilir. Kambiyo senetlerine özgü takipte ise itiraz süresi 5 gündür ve icra mahkemesine yapılır.
  • Sonuç: Süresi içinde yapılan itiraz, ilamsız icra takibini kendiliğinden durdurur. Kambiyo senetlerine dayalı takipte ise itiraz, kural olarak sadece satışı durdurur, takibi değil.
  • Yetki İtirazı: Borçlu, icra dairesinin yetkisine de itiraz edebilir. Sadece yetki itirazında bulunulması halinde itirazın iptali davası açılamaz; alacaklı yetki itirazının kaldırılmasını isteyebilir. Hem yetki hem borca itiraz edilirse, öncelikle yetki itirazı incelenir.

Şikayet (İİK m. 16)

  • Tanım: İcra ve İflas dairelerinin yaptığı işlemlerin kanuna veya hadiseye aykırı olması, bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılması hallerinde, hukuki yararı olan herkesin icra mahkemesine başvurarak bu işlemlerin düzeltilmesini veya iptalini talep etme yoludur. Şikayet bir dava değil, icra-iflas hukukuna özgü bir yasa yoludur.
  • Süre ve Usul: Şikayet süresi, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür (İİK m. 16/1). Ancak kamu düzenine ilişkin aykırılıklar (örneğin ilama aykırı fazla alacak talebi, usulsüz tebligat, borçla ilgisi olmayan üçüncü şahsa ait taşınmaza konulan haciz) süresiz şikayete tabidir.
  • Örnek Durumlar: İcra müdürlüğünün usulsüz ödeme emri tebliği, ilama aykırı işlem yapması, haczedilemezlik şikayeti (İİK m. 82/12). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2009/5605 Esas 2009/13785 Karar sayılı bir kararında ilama aykırılık nedenine dayalı itirazların süreye tabi olmadığını belirtmektedir.

Menfi Tespit Davası

  • Tanım: Borçlunun, alacaklı henüz takibe geçmeden veya takipten sonra borçlu olmadığını tespit ettirmek için açtığı davadır. Bu dava, borçlunun güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararı bulunması halinde açılabilir.
  • Zamanlama: Borçlu, takipten önce veya sonra menfi tespit davası açabilir. Ancak borçlu, borcunu icra dairesine ödedikten sonra artık menfi tespit davası açamaz; bu durumda istirdat davası (borçlu olduğu düşünülerek ödenen ancak gerçekte borç olmadığı anlaşılan bir paranın veya hakkın geri alınması için açılan davadır) açması gerekir.
  • Sonuçları: Menfi tespit davasının kabulü halinde, borçsuzluk tespiti yapılır, takip durur ve karar kesinleştiğinde icra takibi tamamen iptal edilir. Borçlunun mallarına konulan hacizler kaldırılır, satılmışsa bedel iade edilir. Eğer dava reddedilirse, alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

İstirdat Davası

  • Tanım: Borçlunun, borcu olmadığı halde icra takibi sonucunda cebren ödediği parayı geri almak için açtığı davadır.
  • Zamanlama: Borçlunun borcu ödedikten sonra açabileceği tek yoldur.
  • Süre: Bu dava, borcun icra dairesine ödendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 72/7).
  • Tazminat: İstirdat davası yoluyla sadece ödenen miktar geri alınabilir. Borçlu, haksız icra takibi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması için ayrıca tazminat davası açmalıdır.

İcranın Geri Bırakılması

  • Tanım: İcra takibi kesinleştikten sonra, borçlunun alacağın zamanaşımına uğradığı veya borcun ödendiği gibi nedenlerle takibin durdurulmasını icra mahkemesinden talep etmesidir.
  • Süre: Zamanaşımı sebebiyle takibin geri bırakılması itirazı süreye bağlı değildir; her zaman ileri sürülebilir.

Alacaklının Hak Arama Yolları

Alacaklı, borçlunun itirazı veya diğer engeller karşısında alacağını tahsil etmek için çeşitli yasal yollara başvurabilir:

İtirazın İptali Davası

  • Tanım: Borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının açtığı davadır.
  • Şartlar: Geçerli bir icra takibi ve borçlunun geçerli bir itirazı bulunmalıdır. Dava, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 67/1).
  • Görevli Mahkeme: İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) genel hükümlerine göre belirlenir.
  • Sonuç: Davanın kabulü halinde, borçlunun itirazı iptal edilir ve durmuş olan icra takibine devam edilir. Ayrıca, şartları varsa borçlu icra inkar tazminatına mahkum edilebilir (İİK m. 67/2). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2016/16922 E., 2017/9216 K. sayılı bir kararına göre, itirazın iptali davası sonucunda verilen karar uyarınca, ilamsız icra takibinin başlatıldığı dosya üzerinden, takipte istenip de mahkemece de takibin devamına karar verilen asıl alacak ve faizi hakkında takibe devam edilmesine engel yoktur.

İtirazın Kaldırılması

  • Tanım: Alacaklının, borçlunun itirazını, İİK m. 68’de sayılan belirli belgelere dayanarak icra mahkemesinden kaldırmasını talep etmesidir. Bu yol, itirazın iptali davasına göre daha hızlı ve basit bir yargılama sürecidir.
  • Şartlar: Alacaklının elinde İİK m. 68’de sayılan (örneğin imzası ikrar edilmiş adi senet, resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri makbuz veya belgeler) belgelerden birinin bulunması şarttır.

Tasarrufun İptali Davası

  • Tanım: Borçlunun, alacaklısından mal kaçırma kastıyla yaptığı hileli işlemleri (örneğin muvazaalı devirler, ivazsız tasarruflar) iptal ettirmek ve bu mallar üzerinden alacağını tahsil etmek için açtığı davadır (İİK m. 277 vd.).
  • Önem: Bu dava, alacağın tahsilini doğrudan sağlamaz; yani mahkeme tasarrufu iptal etse bile, malın satışından veya haczinden alacaklıya otomatik ödeme yapılmaz. Mahkeme tasarrufu iptal etse bile, mal otomatik olarak alacaklıya verilmez; alacak tahsil edilmez. Örneğin: Ali, borcunu ödememek için arabasını kardeşine devreder. Mahkeme bu devri iptal etse de, arabayı satıp parayı alacaklıya vermek için ayrı bir işlem gerekir. Bu nedenle alacaklı, dava açarken aynı zamanda icra takibi veya ihtiyati tedbir yolunu da kullanır; böylece hem mal kaçırmayı durdurur hem de alacağını tahsil etme şansı artırır.
  • Örnek Senaryolar:
    • Ahmet, borcunu ödememek için arabasını kardeşine bedelsiz devreder. Alacaklı Mehmet, arabayı geri almak için tasarrufun iptali davası açar.

    • Burcu, banka borcunu gizlemek için evine ait eşyaları komşusuna devreder. Alacaklı, bu işlemleri iptal ettirip eşyaların alacak için kullanılmasını ister.

    • Cem, ticari borcunu saklamak amacıyla stoklarını başka şirkete muvazaalı olarak satar. Alacaklı, bu satışın iptali için dava açar.

    • Derya, nafaka borcundan kaçınmak için taşınır bir malını kardeşi üzerine kaydeder. Alacaklı, tasarrufun iptali yoluyla malın alacak tahsiline konu edilmesini talep eder.

Sık Yapılan Hatalar

İcra takibi süreçleri, hem alacaklı hem de borçlu için karmaşık olabilir ve bu süreçte yapılan hatalar ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Alacaklı Tarafından Yapılan Hatalar

Alacaklıların icra takibi başlatırken veya süreci yürütürken sıkça yaptıkları hatalar şunlardır:

  • Eksik veya Hatalı Bilgi Sunumu: Takip talebinde borçlu bilgilerinin, alacak miktarının veya dayanak belgenin eksik ya da hatalı belirtilmesi, takibin reddedilmesine veya uzamasına neden olabilir. Özellikle yabancı para alacaklarında Türk Lirası karşılığının belirtilmemesi, ödeme emrinin iptaline yol açabilen kanuni bir zorunluluktur.
  • Sürelere Dikkat Etmeme: Özellikle itirazın iptali davası gibi süreye tabi davalarda hak düşürücü sürelerin kaçırılması, alacaklının alacağını tahsil etme imkanını ortadan kaldırabilir.
  • Hukuki Danışmanlık Almama: İcra takibi başlatmadan veya itirazlara karşı hukuki yollara başvurmadan önce bir avukattan profesyonel destek almamak, sürecin yanlış yönetilmesine ve hak kayıplarına yol açabilir.
  • Faiz ve Masraf Hesaplamalarında Hata: İcra masrafları ve faiz hesaplamaları karmaşık olabilir. Yanlış hesaplamalar, borçlunun itirazına veya şikayetine neden olabilir. Kural olarak icra takibi başlatıldıktan sonra faiz değiştirilemez, ancak ilama dayalı alacaklarda belirli şartlar altında düzeltme yapılabilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/13185 E. , 2015/18326 K.).
  • Takip Talebinde Değişiklik Yapma Zorlukları: Takip talebinin değiştirilmesi konusunda İİK’da doğrudan bir düzenleme olmaması, ancak Yargıtay içtihatlarıyla sınırlı hallerde (maddi hata, kabul edilebilir yanılgı) taraf veya takip yolu değişikliğine izin verilmesi, alacaklılar için bir zorluk oluşturabilir.

Borçlu Tarafından Yapılan Hatalar

Borçluların icra takibi karşısında sıkça yaptıkları hatalar şunlardır:

  • Süresinde İtiraz Etmeme: Ödeme emri tebliğine rağmen 7 günlük yasal süre içinde itiraz etmemek, takibin kesinleşmesine ve haciz işlemlerinin başlamasına neden olur. Süresinden sonra yapılan itiraz, borcun kabul edildiği anlamına gelmez ancak takibin durmasını sağlamaz.
  • Mal Beyanında Bulunmama veya Gerçeğe Aykırı Beyan: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde mal beyanında bulunma zorunluluğu vardır. Borçlunun mal beyanında bulunmaması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması hapisle tazyik edilmesine veya cezalandırılmasına yol açabilir (İİK m. 74, 75, 76).
  • Hileli Tasarruflarla Mal Kaçırma: Borçlunun, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla hileli işlemler (örneğin muvazaalı devirler, ivazsız tasarruflar) yapması, “alacaklıyı zarara uğratma suçu”nu oluşturur (İİK m. 331). Bu tür eylemler hapis ve adli para cezası ile sonuçlanabilir ve alacaklı tarafından tasarrufun iptali davası açılmasına neden olabilir.
  • Hukuki Danışmanlık Almama: Borçluların da süreci doğru anlamak ve haklarını korumak için avukat desteği almaması, yanlış adımlar atmasına ve mağduriyet yaşamasına neden olabilir.

Önemli Noktalar veya Eleştiriler

  1. İlgili Yasal Düzenlemelerin Pratikte Yarattığı Zorluklar ve UYAP Entegrasyon Sorunları: Mevcut yasal düzenlemeler, özellikle icra dairelerinin iş yükü ve UYAP sistemindeki teknik eksiklikler nedeniyle pratikte çeşitli zorluklar yaratıyor. Örneğin, bir haciz randevusu birkaç kez değiştirildiğinde veya depo ve yediemin işlemlerinde aksaklık yaşandığında, avukatların işlerini zamanında yürütmesi zorlaşıyor ve alacaklıların alacağını tahsil etme süreci uzuyor. UYAP sisteminin yavaş çalışması, takip açılışında kopmalar yaşanması veya bazı dosyaların görünmemesi de hak kayıplarına yol açabiliyor. Hatta, yabancı para alacaklarında kur hesaplamasının otomatik yapılmaması, ödeme emrinin iptaline kadar gidebilecek sorunlara sebep olabiliyor. Bu örnekler, dijitalleşmenin hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve operasyonel iyileştirmelerin şart olduğunu gösteriyor.
  2. Borçlu ve Alacaklı Arasındaki Denge ve Hukuki Güvenlik: İcra takibi sırasında hem alacaklıların haklarını korumak hem de borçlunun haklarını gözetmek arasında hassas bir denge bulunuyor. Bazen borçlular, malvarlıklarını hileli şekilde devrederek kaçırabiliyor; bazen de alacaklılar, kötü niyetle gereksiz takipler başlatabiliyor. Ayrıca, icra müdürlüğünün hatalı işlemlerinden kaynaklanan zararlar için idarenin sorumluluğu ve tazminat davalarının adli yargıda görülmesi, süreci daha karmaşık hâle getiriyor. Bu nedenle, hem alacaklı hem borçlu için adil ve güvenli bir sürecin sağlanması sürekli dikkat ve iyileştirme gerektiriyor.
  3. Gelecekte Yapılabilecek Olası Yasal Değişiklikler ve Reform İhtiyacı: İcra süreçlerinin daha hızlı, şeffaf ve dijital odaklı olması için çalışmaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Elektronik tebligatın yaygınlaştırılması, zorunlu arabuluculuk uygulaması, bloke hesap sistemi ve e-haciz gibi adımlar, tahsilat süreçlerini hızlandırmayı ve fiziksel yazışmaları azaltmayı amaçlıyor. Örneğin, düşük meblağlı alacaklarda takip başlatma giderlerinin düşürülmesi, vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırabilir. Ancak, bu reformların gerçek faydayı sağlayıp sağlamayacağı, uygulamacılar ve akademik çevrelerle yapılacak değerlendirmelere bağlı. Uzmanlar, reformların etkili olabilmesi için sürekli gözden geçirme ve iyileştirme gerektiğini vurguluyor.

UYAP üzerinden dijital icra takibi süreci görseli

Sonuç ve Öneriler

İcra takibi, alacaklıların haklarını güvence altına alması ve borçluların yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından hukuk sistemimizde çok önemli bir araçtır. Bu sürece dahil olan kişiler, başta karmaşık gibi görünse de, doğru adımlar ve profesyonel destekle süreci yönetebilirler. İcra ve İflas Kanunu’nun ayrıntıları, Yargıtay içtihatları ve sürekli değişen yönetmelikler, bilinçli hareket etmeyi zorunlu kılar.

Alacaklılar için, takip talebinin eksiksiz ve doğru hazırlanması kritik bir adımdır. Sürelere dikkat etmek ve borçlunun itirazlarına karşı hukuki yolları etkili şekilde kullanmak, örneğin itirazın iptali davası açmak, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar. Belgelerin eksik veya hatalı olması, sürecin gecikmesine veya hak kaybına yol açabilir.

Borçlular içinse ödeme emrine zamanında itiraz etmek, mal beyanında bulunmak ve hileli tasarruflardan kaçınmak çok önemlidir. Örneğin, süresinde yapılmayan bir itiraz, borçlunun aleyhine ciddi sonuçlar doğurabilir. Borçlu olmadığını düşünen bir kişi, menfi tespit davası gibi koruyucu hukuki yollara başvurarak haklarını güvence altına alabilir.

Dijitalleşme çabaları, UYAP, e-tebligat ve e-haciz gibi sistemlerle icra süreçlerini hızlandırma potansiyeli sunuyor. Ancak sistemlerdeki teknik aksaklıklar veya kullanıcı hataları, sürecin aksamasına sebep olabiliyor. Bu nedenle teknolojik gelişmelerin hukuki süreçlere entegrasyonunda sürekli iyileştirme ve kullanıcı eğitimleri kritik öneme sahiptir.

2025 yılı için planlanan yasal değişiklikler, zorunlu arabuluculuk, bloke hesap sistemi ve e-tahliye takibi gibi yeniliklerle icra süreçlerini daha şeffaf ve etkin hâle getirmeyi hedefliyor. Bu reformların, alacaklıların alacaklarına daha hızlı ulaşmasını sağlarken, borçlular için de denetlenebilir ve adil bir süreç sunması bekleniyor.

Sonuç olarak, icra takibinde her iki taraf için de en önemli tavsiye profesyonel hukuki destek almaktır. Bir avukatın rehberliği, sürecin başından sonuna kadar doğru adımların atılmasını, hataların önlenmesini ve hak kayıplarının engellenmesini sağlar. Bu yaklaşım, hem zaman hem de maliyet açısından uzun vadede daha avantajlıdır.

YASAL UYARI: Bu site sadece genel bilgilendirme amacı taşır. Buradaki bilgiler hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukata başvurunuz.
Beğendiyseniz paylaşabilirsiniz!
WhatsApp
Facebook
X
Telegram
Pinterest
LinkedIn
Email
Yazdır

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top